Neva Life Care Fonksiyonel Yaşam Merkezi; akademik temelli tıp bilgisi ile fonksiyonel yaşam yaklaşımını bir araya getiren, sistematik, ölçülebilir ve bilimsel referanslara dayalı bir sağlık merkezidir.
0 533 747 2050
info@nevalifecare.com

Sedef Hastalığı

Ana Sayfa  /  Sedef Hastalığı

Sedef Hastalığı
(Psoriasis) Nedir?

Sedef hastalığı, ciltte kızarık ve üzeri beyaz pullarla kaplı alanlar şeklinde görülen, bulaşıcı olmayan ve dönem dönem artıp azalabilen kronik bir cilt hastalığıdır. Tıbbi adı psoriasis olan bu hastalık, bağışıklık sisteminin cilt hücrelerini normalden daha hızlı üretmesine neden olması sonucu ortaya çıkar.

Psoriasis, kronik, immün aracılı, inflamatuar bir deri hastalığıdır. En sık görülen formu plak tipidir ve iyi sınırlı, eritemli, üzeri gümüş renkli skuamlarla kaplı plaklarla karakterizedir. Hastalık atak (alevlenme) ve remisyon dönemleri ile seyreder. Bulaşıcı değildir ve kişiden kişiye temasla geçmez.

Güncel bilimsel veriler psoriasis’i yalnızca deriyle sınırlı bir hastalık olarak değil, sistemik inflamasyonla ilişkili bir durum olarak tanımlar. Bazı hastalarda metabolik sendrom, kardiyovasküler hastalıklar ve özellikle psoriatik artrit gibi ek durumlar görülebilir.

8

Sedef Hastalığı Tipleri

Sedef hastalığı herkeste aynı şekilde görülmez. Bazı kişilerde yalnızca kalın plaklar varken, bazı kişilerde küçük damla şeklinde döküntüler ya da nadiren tüm vücudu kaplayan yaygın kızarıklık görülebilir. Klinik olarak farklı alt tipler tanımlanmıştır ve bu sınıflandırma tedavi planlamasında önemlidir.

Plak Tip Psoriasis

En sık görülen tiptir. Halk arasında klasik sedef olarak bilinen formdur. Dirsek, diz, saçlı deri ve bel bölgesinde kızarık, kabarık ve üzeri gümüş renkli pullarla kaplı plaklar görülür.

Tıbbi olarak iyi sınırlı eritemli plaklar ve belirgin skuam ile karakterizedir. Kronik seyirlidir ve ataklar halinde ilerler. Hastaların büyük çoğunluğu bu form ile başvurur.

Guttat Tip Psoriasis

Bu form genellikle ani başlar ve daha çok çocuklar ve genç erişkinlerde görülür. Gövdede ve kollarda çok sayıda küçük, damla şeklinde kızarık döküntüler oluşur.

Sıklıkla streptokokal üst solunum yolu enfeksiyonu sonrası ortaya çıkar. Klinik olarak 1 cm’den küçük, çok sayıda eritemli papül ve ince skuam ile karakterizedir. Bazı hastalarda zamanla plak tip psoriasis gelişebilir.

İnvers Psoriasis

Bu tipte döküntüler cilt kıvrımlarında görülür. Koltuk altı, kasık, meme altı ve kalça arası bölgelerde parlak, kızarık ve genellikle pullanmanın daha az olduğu lezyonlar oluşur.

Nemli ve sürtünmeye açık bölgelerde görüldüğü için mantar enfeksiyonları ile karışabilir. Klinik olarak eritem belirgindir ancak skuam minimaldir.

Püstüler Psoriasis

Bu formda ciltte iltihaplı, içi beyaz sıvı dolu kabarcıklar (püstüller) gelişir. Lokalize veya yaygın olabilir.

Yaygın püstüler psoriasis sistemik belirtiler (ateş, halsizlik) ile seyredebilir ve acil değerlendirme gerektirir. Patofizyolojik olarak yoğun nötrofil birikimi ile karakterizedir.

Eritrodermik Psoriasis

Nadir fakat ciddi bir formdur. Derinin büyük kısmında yaygın kızarıklık, soyulma ve hassasiyet oluşur.

Vücut yüzey alanının büyük bölümünü etkileyebilir ve sıvı-elektrolit dengesi bozulabilir. Bu tablo sistemik komplikasyon riski nedeniyle yakın tıbbi takip gerektirir.

Psoriatik Artrit

Bazı hastalarda sedef hastalığına ek olarak eklem tutulumu gelişir. Hastalar eklem ağrısı, şişlik ve sabah tutukluğu yaşayabilir.

Psoriatik artrit, inflamatuar bir artrit formudur ve erken tanı önemlidir. Tırnak tutulumu olan hastalarda risk daha yüksektir. Eklem hasarını önlemek için romatolojik değerlendirme gerekebilir.

Patofizyolojisi ve Nedenleri

Normal koşullarda cilt hücreleri yaklaşık 28 günde yenilenir. Sedef hastalığında bu süreç belirgin şekilde hızlanır ve hücreler 3–5 gün içinde çoğalır. Bu hızlanma, ciltte kalınlaşma, kızarıklık ve pullanma oluşmasına yol açar.

Patofizyolojik olarak hastalık, genetik yatkınlık zemininde gelişen immün sistem aktivasyonu ile ilişkilidir. Özellikle Th17 ve Th1 hücreleri aktive olur. Bu hücreler tarafından salınan IL-17, IL-23 ve TNF-α gibi proinflamatuar sitokinler inflamatuar süreci sürdürür. Sonuçta keratinosit proliferasyonu artar, epidermal diferansiyasyon bozulur ve dermiste inflamatuar hücre infiltrasyonu gelişir. Bu biyolojik süreçler klinik olarak plak oluşumu ile kendini gösterir. 

Sedef hastalığı tek bir nedene bağlı olarak ortaya çıkmaz. Genetik yatkınlık, bağışıklık sistemi düzen bozukluğu ve çevresel tetikleyiciler birlikte rol oynar.

Genetik olarak aile öyküsü bulunan kişilerde risk artmıştır. Özellikle HLA-Cw6 gibi bazı genetik varyantlarla ilişki gösterilmiştir. Bununla birlikte genetik yatkınlık tek başına hastalığın ortaya çıkması için yeterli değildir.

İmmün sistem disregülasyonu hastalığın temel mekanizmasını oluşturur. Th17/IL-23 aksı ve TNF-α aracılı inflamatuar yanıt sürecin merkezindedir.

Çevresel tetikleyiciler arasında streptokokal enfeksiyonlar, cilt travması (Koebner fenomeni), psikolojik stres, sigara kullanımı, aşırı alkol tüketimi ve bazı ilaçlar (örneğin lityum ve beta blokerler) yer alır. Bu faktörler hastalığın başlamasına veya alevlenmesine katkıda bulunabilir.

Semptomları

Sedef hastalığında en sık dirsekler, dizler, saçlı deri ve bel altı bölgede kızarık ve üzeri beyaz pullarla kaplı plaklar görülür. Kaşıntı eşlik edebilir. Bazı kişilerde tırnaklarda şekil bozukluğu ya da eklem ağrıları ortaya çıkabilir.

Klinik olarak en sık görülen bulgular şunlardır:

  • İyi sınırlı, eritemli plaklar
  • Gümüş renkli skuam
  • Kaşıntı
  • Tırnak tutulumu (pitting, onikolizis, subungual hiperkeratoz)
  • Eklem ağrısı ve sabah tutukluğu (psoriatik artrit açısından değerlendirilmelidir)

Hastalığın şiddeti kişiden kişiye değişkenlik gösterebilir ve yaşam kalitesini etkileyebilir.

Sedef Hastalığında
Kanıta Dayalı Tedavi Yöntemleri

Sedef hastalığında tamamen ortadan kaldıran bir tedavi bulunmamaktadır; ancak güncel, kanıta dayalı tedavi seçenekleri ile hastalık çoğu hastada etkin biçimde kontrol altına alınabilmektedir. Tedavi seçimi; hastalığın şiddeti (PASI, BSA), yaşam kalitesi etkisi (DLQI), eşlik eden hastalıklar ve psoriatik artrit varlığına göre dermatoloji uzmanı tarafından bireyselleştirilir.

Topikal Tedaviler

Hafif ve orta şiddette psoriasis olgularında ilk basamak genellikle topikal tedavilerdir.

Kortikosteroidler
Halk arasında “kortizonlu krem” olarak bilinir. Kızarıklık ve kaşıntıyı azaltır.
Tıbbi olarak antiinflamatuar, immünsüpresif ve antiproliferatif etki gösterir. Lezyon kalınlığına ve bölgesine göre farklı potenslerde kullanılır. Uzun süreli ve kontrolsüz kullanımda cilt atrofisi, stria ve telanjiektazi gelişebilir; bu nedenle hekim kontrolünde uygulanmalıdır.

D vitamini analogları (örn. kalsipotriol)
Cilt hücrelerinin aşırı çoğalmasını düzenlemeye yardımcı olur.
Keratinosit proliferasyonunu baskılar ve diferansiyasyonu düzenler. Kortikosteroidlerle kombine kullanımı etkinliği artırabilir ve steroid ihtiyacını azaltabilir.

Kalsinörin inhibitörleri (takrolimus, pimekrolimus)
Özellikle yüz ve intertriginöz bölgelerde tercih edilir.
T-hücre aktivasyonunu baskılar. Uzun süreli kullanımda cilt atrofisi yapmaması nedeniyle hassas bölgelerde avantaj sağlar.

Fototerapi

Işık tedavisi, özellikle orta şiddette yaygın hastalıkta etkili bir seçenektir.

Dar bant UVB (NB-UVB)
Belirli dalga boyunda ultraviyole B ışığı uygulanır. Epidermal T-hücre aktivitesini azaltır ve inflamasyonu baskılar. Güvenlik profili iyi olup yaygın olarak kullanılır.

PUVA (Psoralen + UVA)
Psoralen adlı fotosensitizan ajan sonrası UVA uygulanır. Daha dirençli vakalarda tercih edilir. Uzun dönem kullanımda fotoyaşlanma ve deri kanseri riski artabileceğinden dikkatli hasta seçimi gerekir.

Sistemik Tedaviler

Orta ve ağır psoriasis veya topikal/fototerapiye yanıt vermeyen hastalarda kullanılır.

Metotreksat
Folat antagonisti olup immün yanıtı baskılar. Hem cilt hem psoriatik artrit üzerinde etkilidir. Hepatotoksisite ve kemik iliği baskılanması açısından düzenli laboratuvar takibi gerektirir.

Siklosporin
T-hücre aktivasyonunu inhibe eder. Hızlı etki başlangıcı vardır. Nefrotoksisite ve hipertansiyon riski nedeniyle kısa süreli ve kontrollü kullanılır.

Asitretin
Oral retinoiddir. Keratinosit diferansiyasyonunu düzenler. Özellikle püstüler ve eritrodermik tipte tercih edilebilir. Teratojeniktir; gebelik planlayan hastalarda kullanılmaz.

Biyolojik Tedaviler

Orta-ağır psoriasis ve/veya psoriatik artritte hedefe yönelik tedavilerdir. Spesifik sitokinleri veya immün yolakları bloke ederler.

Anti-TNF ajanlar
TNF-α’yı inhibe ederek inflamasyonu azaltır.

Anti-IL-17 ajanlar
IL-17 yolunu bloke eder, plak psoriasis üzerinde yüksek etkinlik gösterir.

Anti-IL-23 ajanlar
IL-23 yolunu hedefler, Th17 aksını dolaylı olarak baskılar.

Bu ajanlar klinik çalışmalarda yüksek PASI yanıt oranları göstermiştir. Enfeksiyon riski başta olmak üzere bağışıklık sistemi ile ilişkili yan etkiler açısından hasta seçimi ve izlem önemlidir.

Sedef Hastalığında
Kanıta Dayalı Tedavilerin Karşılaştırmalı Özeti

Tedavi Grubu

Etki Mekanizması

Endikasyon

Kanıt Düzeyi

Yan Etki Profili

Topikal kortikosteroid

Antiinflamatuar, immünsüpresif

Hafif–orta psoriasis

Yüksek (çok sayıda RCT)

Cilt atrofisi, stria

D vitamini analogları

Keratinosit proliferasyon regülasyonu

Hafif–orta

Yüksek

Lokal irritasyon

NB-UVB

T-hücre baskılanması

Orta yaygın hastalık

Yüksek

Eritem, uzun dönem fotohasar

Metotreksat

İmmün baskılama

Orta–ağır, PsA

Yüksek

Hepatotoksisite

Biyolojik ajanlar

Spesifik sitokin blokajı

Orta–ağır

Yüksek (faz III çalışmalar)

Enfeksiyon riski